İstanbul’un Gezi Durakları

İİstanbul’un Gezi Durakları

İstanbul’un her mevsimi güzeldir ama baharı bir başka… Mor salkımların, erguvanların açtığı, mavinin ve yeşilin tüm şehre yayıldığı mevsimdir bahar. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türk edebiyatının değerli isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar’da ‘Beş Şehir’ adlı kitabında bahsediyor İstanbul’dan ve İstanbul’un büyüleyici baharından; ‘O, şehirlerimizin ufkunda her bahar bir Dionyssos rüyası gibi sarhoş ve renkli doğar. Dünyanın tekrar değiştiğini, tabiatın ağır uykusundan uyandığını haber vermek ister gibi zengin, cümbüşü israfıyla her tarafı donatır, bahar şarkısını söyler. İstanbul surlarının üstünde çok eski bir sabah ezanının oracığa takılmış kırık parçasına benzeyen küçük bir caminin, Manavkadı Camii’nin yıkık duvarları arasında tek başına fırlamış bir erguvan ağacı vardır ki, bana gösterdikleri günden beri her bahar bir kerecik ziyaretine gider, bu şehrin sabahlarında toplanmış hissini veren mahmur bakışlı kandilleri seyrederdim. Harap ve bakımsız mazi yadigarları ve etrafında uyuyan ölüler arasında bu Erguvan ağacı benim için ezeli bir ebedi arzunun, daima yenilenen hayat akışının bir timsalidir ve manzaraya hakim yumuşak duruşundan bu fazlasıyla hissedilir…’

Gelin bu baharda en az erguvanlar, mor salkımlar kadar etkileyici, harika bir gezi rotası oluşturalım İstanbul’da!

 

1. Kuzguncuk

Kuzguncuk

Bir zamanlar Kosinitza adıyla anılan Kuzguncuk, İstanbul’un ilk yerleşim alanlarındandır. Hatta pek çok kaynağa göre eski adının “Altın Kiremit” anlamına gelen “Hrisokeramos” olduğu ve bu adın da çatısı altın yaldızlı kiremitlerle kaplı bir kiliseden geldiği rivayet ediliyor. İstanbul’un hoşgörü semti olarak anılan Kuzguncuk, Ali Fuat Cebesoy gibi pek çok önemli isme ev sahipliği yaparken, Mustafa Kemal Atatürk gibi de değerli bir misafiri ağırlamıştır. Tarihi yapısını koruyan bu semt, ahşap evleri, yalıları, koca koca çınarları ve bereketli bostanıyla nefes kesen bir boğaz semtidir. Her ne kadar eski sakinlerini yavaş yavaş yitirmeye başlasa da yüzyıllar boyunca farklı inanışlardan insanların yüzyıllar boyunca barış ve huzur içerisinde bir arada yaşadığı bir semt olarak anılır. Teyzesi Sare Hanım’dan dolayı çocukluğu Kuzguncuk’ta geçen Nazım Hikmet’in dediği gibi “… Fakat Kuzguncuk şirin yerdir.” Bahar örtüsü tüm İstanbul’a kaplamaya başlamışken İstanbul gezi adımları için keyifli bir başlangıç noktası olabilir.

 

2. Kanlıca

Kanlıca

Gezi adımlarına İstanbul’un tarihi boğaz semtlerinden devam edelim. Anadolu yakasının en yeşil yerlerinden Mihrabad Korusu ile ünlü Kanlıca’nın ismiyle ilgili pek çok efsane vardır ama bunlardan en çarpıcı olanı gezi adımlarını  oraya çevirmek için harika bir neden olabilir! Efsaneye göre Osmanlı Sultanları’ndan birisi İstanbul’un havası en temiz semtinin bulunmasını ister. O döneme uygun bir takım şartlar belirlenir ve bu şartların sonucunda Kanlıca büyük bir farkla birinci olur. Ardından da Osmanlı Sultanı bu semte Kanlıca ismini verir. Sakinliği, ara sokakları, tarihi ve yoğurduyla meşhur Kanlıca keyifli gezi adımları için son derece ideal.

 

3. Emirgan

Emirgan

Kanlıca’dan hemen bir vapur veya motorla gezi adımlarına ufak bir deniz molası! Bizans döneminde “Serviler” anlamına gelen Kiparodis ismiyle anılan Emirgan; korusu, yalıları, yıllara meydan okuyan tarihi çınar ağaçları ile gezi adımlarını hak eden bir rota. Tarihi çınar ağaçları kadar laleleriyle de ünlü Emirgan, ismini Sultan IV. Murad tarafından İstanbul’a getirilen İranlı bir asilzade olan Emir Güne Han’dan alıyor. En davetkar meydana sahip Emirgan için  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Huzur adlı romanında de bahsettiği gibi “Bir sabah erken Emirgan Korusu’na gidelim. Ağaçların titreye titreye uyanışı çok güzel oluyor.”

 

4. Gülhane Parkı

Gülhane Parkı

Her iki tarafı ağaçlarla kaplı, doğanın ve tarihin iç içe olduğu Gülhane Parkı’nda, Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Topkapı Sarayı ve İstanbul Arkeoloji müzesi yer alıyor. Tarihi Bizans Dönemi’ne kadar uzanan Gülhane Parkı, Osmanlı Dönemi’nde Topkapı Sarayı’nın bahçesi olmuştur. Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı” şiirini burada yazdığı, Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmen unvanını da yine burada aldığı söylenir. Nefes kesen boğaz manzarası ve tarih dolu yürüyüş rotasıyla gezi adımları listesinde mutlaka yer almalı!

 

5. Galata Kulesi

Galata Kulesi

Tramvay ve tünel yardımıyla gezi adımları bu sefer Galata’ya yöneliyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Justinianos tarafından MS 507 – 508 yılında inşa edildi. Günümüzdeki versiyonuna ise 1348 yılında Cenevizliler’in inşasıyla ulaşıldı. Taş örgüsüyle Galata’ya mistik bir hava katan kule, aslında bir gözetleme kulesidir Hezarfen Galata Kulesi efsanesiyle beraber bir hikâyesi daha vardır bu gizemli gözetleme kulesinin. “Efsaneye göre Galata Kulesi ile Kız Kulesi birbirine aşıktır ama İstanbul Boğazı, sevgililerin birbirine kavuşmasını engeller. Hezarfen Ahmet Çelebi uçma hayalini gerçekleştirmek için kuleye çıktığında, Galata Kulesi, kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar. İstanbul’un rüzgârını arkasına alan Hezarfen, Kız Kulesi’ne mesajı iletir. Aşklarını birbirleriyle paylaşabilen bu iki yer, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturur.

   

6. Pera Palace Hotel: Mükemmel Bir İstanbul Portresi

19. yüzyılın sonlarına doğru İstanbul’un kalbi Pera’da atmaya başlayan Pera Palace Hotel’in hikâyesi, Agatha Christie’nin kitabını yazdığı, Ernest Hemingway’in vermutunu içtiği, Mustafa Kemal Atatürk’ün belki de çok önemli kararlarını aldığı nefes kesen bir yolculuğa dönüşüyor.

130 yıllık kadim tarihiyle beraber misafirlerini ilk günkü heyecanıyla ağırlayan Pera Palace hotel, her gün 10.00 – 11.00, 15.00 – 16.00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz Atatürk’ü Müze Odası, tarihin içinden gelen ihtişamına İlham Gencer’in notalarının eşlik ettiği Kubbeli Salon’u, İstanbul’un Belle  Époque’na tanıklık edebileceğiniz pastanesi Patisserie de Pera ile İstanbul’un nefes kesen manzaralarından sonra- geçmişten günümüze uzanan nostaljik bir yolculuğun tadını çıkarabilirsiniz.

İletişime Geçin