Yolu Pera Palace Hotel’den Geçenler: Umberto Eco

Pera Palace Hotel, 19. yüzyılda Orient Express yolcularını ağırlamak için inşa edildi. Pera’dan İstanbul’a açılan bu görkemli mimari, tarihe tanıklık ederken tarihin kendisi hâline gelir. Bir zamanlar “Küçük Avrupa” olarak adlandırılan eşsiz semtteki yapı, geçmişten günümüze birçok ünlü konuğa ev sahipliği yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere sanat, siyaset, edebiyat ve sinema alanlarında dünyaca ünlü birçok ismi misafir etti. Kraliçe II. Elizabeth, ünlü oyuncu Greta Garbo, ünlü yönetmen Alfred Hitchcock, ünlü yazarlar Ernest Hemingway ve Agatha Christie bu konuklardan yalnızca birkaç tanesi. Pera Palace Hotel, bu isimler sayesinde mimari öneminin yanında kültürel açıdan da değer kazandı. Pera Palace Hotel’in ev sahipliği yaptığı isimler arasında edebiyat dünyasının en önemli entelektüelleri arasında gösterilen İtalyan bilim insanı, yazar, eleştirmen ve düşünür Umberto Eco da var.

 

İtalyan Edebiyatının Nadide Kalemlerinden, Ezber Bozan Bir Entelektüel

Ezber Bozan Bir Entelektüel

İtalyan edebiyatının ünlü yazarı Umberto Eco, 5 Ocak 1932’de İtalya’nın Alessandria şehrinde dünyaya gelir. Babasının savaşa alınması üzerine annesi ile Piemonte Dağları’nın eteğine yerleşir. Sakin bir çocukluk geçiren Eco, hukukçu olmasını isteyen babasına karşılık kendi ilgi alanlarının izinden gider.

Torino Üniversitesi’nde Orta Çağ Felsefesi ve Edebiyatı eğitimi alan Eco, lisans eğitimini tamamladıktan sonra Torino Üniversitesi’nde ders vermeye başlar. Aynı zamanda İtalyan devlet televizyonu RAI’da da görev alır. 1954-1959 yılları arasında RAI’da kültürel editörlük yapması, Eco’ya medyanın gözüyle modern kültürün eleştirisini yapma fırsatı verir.

Umberto Eco, yüksek lisans ve doktorasını Thomasçılık akımı üzerine yapar. 1960’lı yıllardan itibaren avangart yapıtlara ve kitlesel kültüre ağırlık verir. 1961 yılında Orta Çağ Estetiği alanında uzman olan Eco, 1975’te Bologna Üniversitesi’nden “Semiyotik (gösterge bilimi) Profesörü” unvanını alır. Gösterge bilimine göre bir metinde görülen ilk anlamlarının dışında her zaman yan anlamlar vardır. Metinde ele alınan ana konu ise o yan anlamlarla verilir. Gösterge bilimi alanında akademik olarak uzmanlaşan Eco, böylece buz dağının görünmeyen kısmını da görünür hâle getiren bir düşünür olur. Keskin söylemleriyle ezber bozan bu entelektüel; yalnızca Bologna Üniversitesi’nde değil Harvard, Oxford ve Cambridge gibi dünyaca ünlü üniversitelerde de dersler verir.

 

İtalya’nın Avangart Yazarı

İtalya'nın Avangart Yazarı

Umberto Eco’nun akademik alandaki ufuk açan başarılarının yanı sıra kendisini tüm dünyanın tanımasını sağlayan asıl unsur, edebî eserleri olur. İlk romanı Gülün Adı, 1980 yılında yayımlanır. Ortaçağ alanındaki uzmanlığını başarılı bir şekilde yansıttığı romanda 14. yüzyılda bir rahibin manastırda zehirlenip öldürülmesinin ardından yaşanan olayları anlatır. Gülün Adı ile bir yandan Hristiyanlık dinini ele alırken diğer yandan polisiye unsurlarla oluşturduğu sürükleyici bir kurgu ortaya çıkarır. Eco, bu romanı ile gösterge bilimini Orta Çağ’ın gizemli havası içinde geniş kitlelere sunmak ister. Bunun da en iyi polisiye türündeki bir romanla yapılabileceğini düşünen yazar, işaretlerin yaşamlarımızdaki karmaşık varlığını kurgusal fakat açık bir dille vurgular.

Umberto Eco, 1988 yılında yayımlanan ikinci romanı Foucault Sarkacı ile yine edebiyatın sınırlarını zorlayan bir eser ortaya çıkarır. Bu roman, kendisini dünyanın önemli yazarları arasında üst sıralara taşır. Foucault Sarkacı’nda irrasyonel düşüncenin Orta Çağ’a uzanan felsefi ve tarihsel sürecini ele alır. Ayrıca pozitif bilimlerin ilerleyişine perde arkasında katkıda bulunan gizli bilimlerin varlığından bahseder. Yazar, Foucault Sarkacı ile pozitif bilimlerin yanında etkileri Orta Çağ’dan günümüze süregelen bilim-büyü kardeşliğinin öyküsünü anlatır.

 

“İstanbul, Gördüğüm En Güzel Dört Şehirden Biri.”

İstanbul, Gördüğüm En Güzel Dört Şehirden Biri.

Edebiyat dünyasının sıra dışı isminin de yolu elbet bir gün İstanbul’a düştü. Umberto Eco, İstanbul’a ilk kez 1988 yılında bir yayın kuruluşunun davetlisi olarak gelir. Bu ziyareti, İstanbul’un Baudolino isimli eserinde yer almasına büyük katkıda bulunur. İstanbul hayranı olan yazar, Baudolino’da İstanbul’a sayfalarca süren geniş bir yer ayırır. Bir sonraki ziyaretini ise 2013’te yapar ve Boğaziçi Üniversitesi’nde bir söyleşiye katılır. Bu ziyareti sırasında Pera Palace Hotel’de konaklar. Böylece tarihe tanıklık eden Pera Palace Hotel ve çağdaş dünya edebiyatının görkemli klasiği Umberto Eco sonunda buluşur.

İstanbul hayranlığını “İstanbul, dünyada gördüğüm en güzel dört şehirden biri. Roma, Rio de Janerio, New York ve İstanbul. Bu dört şehre derin entelektüel duygular besliyorum.” sözleriyle anlatan Umberto Eco, 19 Şubat 2016 tarihinde pankreas kanseri nedeniyle aramızdan ayrıldı. Ardında 30.000 kitaptan oluşan bir kütüphane, onlarca eser ve ezber bozan düşünceler bıraktı.

Yolu Pera Palace Hotel’den Geçenler… James Baldwin

Neoklasik mimari akımının İstanbul’daki en güzel örneği olan Pera Palace Hotel, 1895 yılında görkemli bir balo ile açıldı. Alexandre Vallaury’nin tasarladığı otel, açıldığı günden itibaren…

Daha Fazla Bilgi

Beyoğlu’nda Muhteşem Fotoğraflar Çekebileceğiniz Mekânlar

Her yıl çeşitli etkinliklerle kutlanan 19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık Günü hem profesyonel hem amatör fotoğrafçılar için çok özel bir gün. Fotoğrafçılık için ışığı hassas bir…

Daha Fazla Bilgi

İletişime Geçin