Türkiye’de Polisiye Roman: Mutlaka Okumanız Gereken Yazarlar

Dünya Edebiyatı’nda gerçeğin peşinde ilerleyen polisiye roman, kimileri için yalnızca bir eğlence aracı, kimileri içinse ciddi bir bağımlılık. Amerikalı şair Edgar Allan Poe’nun Grahm’s Magazine’de çıkan hikayesi Morgue Sokağı Cinayeti, Batı’da polisiye türünün ilk örneği olarak kabul ediliyor. Türkiye’deyse ilk polisiye, tam 40 yıl sonra karşımıza çıkıyor. Tanzimat ve Kırım Savaşı sonucu Batı kültürüyle olan yakınlaşmalar, Fransız polisiye romanlarının Türkçe’ye çevrilmesiyle de sonuçlandı. 1889 yılından başlayıp 20. yüzyılın başlarına kadar, onlarca polisiye roman tercüme edildi. Türk halkı karanlık sokaklar, cinayetler, ipuçları ve dedektiflerle iyiden iyiye tanışmış oldu. O yıllarda Osmanlı Devleti’nin tahtında, kendisi de bir polisiye roman düşkünü olan Sultan İkinci Abdülhamid’in oturuyor olması, polisiye türündeki tüm bu gelişmeleri hızlandırmış olabilir. 1908 yılından sonra, günümüzde de popülerliğini koruyan Sherlock Holmes ve Arsen Lüpen gibi serilerin çevirisi yapıldı. Türk Edebiyatı’nda ilk yerli polisiye romanın çıkışı da fazla gecikmedi.

 

Tanzimat Edebiyatı’ndan Polisiyeye

Ahmetmithatefendi

İşlenen cinayetler ve bu cinayetleri okurla birlikte çözmeye çalışan dedektifler, bir de kitabın sonuna kadar yakalanamayan katiller, polisiye düşkünü Osmanlı Devleti Padişahı Sultan İkinci Abdülhamid zamanında Türk halkının gözdesi haline geldi. Çok geçmeden, Türk Edebiyatı’nda kaleme alınan ilk polisiye romanın yayınlanması da sürpriz olmadı. Tanzimat Edebiyatı’nın ünlü yazarı Ahmet Mithat Efendi’nin 1883 yılında Tercüman-ı Hakikat’te yayımlanan, ertesi yıl da kitap olarak basılan “Esrâr’ı Cinâyât” eseri, ülkemizin ilk polisiye türündeki romanı olarak kabul ediliyor. Bunu takiben Ahmet Mithat Efendi, 1888 yılında “Haydut Montari” isimli eserini, Selanikli Fazlı Necip ise 1901 tarihli “Cani mi? Masum mu?” kitabını yazdı. Arsen Lüpen çevirileriyle ünlü Fazlı Necip’in kaleme aldığı Türkçe eserlerle birlikte ülkemizde de polisiye romanın gelişimi iyiden iyiye hız kazandı.

 

Modern Polisiye Romana Doğru

peyami-safa-1-e1641388164704

1913 yılına gelindiğinde Ebussüreyya Sami, “Türklerin Sherlock Holmes’u olarak adlandırdığı Amanvermez Avni serisini yazdı. Türlü taklitleri de çıkan romanda, çeşitli cinayetleri girdiği binbir kılıkla çözen dedektif Amanvermez Avni’nin maceraları işlenir. 1922 yılında yayımlanan, Hüseyin Nadir imzalı Fakabasmaz Zihni de büyük başarı yakaladı ve “Doğu’nun Arsen Lüpen”i olarak anılır oldu. 1920’li yıllarda, ülkemizin en meşhur polisiye roman kahramanı ortaya çıktı, Cingöz Recai. Peyami Safa’nın “Server Bedi” takma adıyla yazdığı seri, her ne kadar Arsen Lüpen’den esinlenmiş olsa da kısa sürede büyük başarı yakaladı. Kitapları eşsiz kılan özelliği ise dikkat dağıtıcı betimlemelerden uzak durarak yalnızca hikâyeyle ilgilenmesiydi.

 

Türkiye’de Çağdaş Polisiye Roman

celil-oker

Çağdaş polisiye roman yazarları denince aklınıza pek çok isim gelebilir. Bu isimlerden biri de 1952 yılında, Kayseri’de dünyaya gelen Celil Oker. İlk romanı “Çıplak Ceset” ile 1998 tarihli Kaktüs Polisiye Roman Yarışması’nda birincilik elde eden Oker, aynı yıl, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Yaratıcı yazarlık ve reklam yazarlığı derslerinde kıymetli tecrübelerini, yaşamının sonuna kadar öğrencileriyle paylaşmaya devam etti. 2019 yılında aramızdan ayrılan Oker, çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı gibi pek çok alanda çalıştıktan sonra yazdığı polisiye tütündeki romanlarla ülkemizin gözde yazarlarından biri haline geldi. Tam 10 kitaptan oluşan gerçekçi, bir o kadar da sürükleyici dedektiflik hikâyesi Remzi Ünal serisiyle polisiye edebiyat tutkunlarına kıymetli bir miras bıraktı.

 

“Önemi Olan Kurtarıcılardan Kurtulmak”

ahmet-umit

1990 sonrası, Türk Edebiyatı’nda “İyi polisiye, iyi edebiyattır.” fikrinin popülerleştiği dönem oldu. Bu dönemin ünlü isimlerinden Ahmet Ümit, Gaziantep’te yedi çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Ümit’in ilk kitabı “Çıplak Ayaklıydı Gece”, 1992 yılında basıldı ve onu tüm dünyaya tanıttı. Annesinden dinlediği öykülerden uyarladığı “Masal Masal İçinde” pek çok okulda ders kitabı olarak okutuldu. 1996 tarihli “Sis ve Gece”, Yunanistan’da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye eseri oldu. Dünyaca ünlü polisiye yazarları hakkında incelemeler kaleme alan, televizyon dizilerine senaryolar yazan Ahmet Ümit’in, polisiyeyi, mitolojiyi ve arkeolojiyi harmanladığı son kitabı, Kayıp Tanrılar Ülkesi, okuyucuyu yepyeni, heyecanlı bir yolculuğa davet ediyor.

 

Pera Palace’ta Gölge Oyunu

kayahandemir

Her şey, 2. Abdülhamid Han’ın polisiye edebiyata olan tutkusuyla başladı… 1988 İstanbul doğumlu Kayahan Demir’in, 2021 yılında basılan Pera Palace’ta Gölge Oyunu kitabı, polisiye severleri tarihin gizemli gerçeklerine doğru maceralı bir yolculuğa çıkarıyor. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik ve çift anadal olarak Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümlerinden mezun olan Demir’in kitabında yer alan ana karakter hem matematik mezunu hem de şifre bilimi üzerine yüksek lisansı olan bir dedektif. İşin şifrelerle dolu heyecan verici boyutu belki de tam burada başlıyor.

 

İstanbul’da Çok Özel Bir Festival

kara-hafta (1)

Beyoğlu’nun kalbi Pera Palace Hotel’in, 2015 yılından beri ev sahipliği yaptığı, 17-18 Aralık 2021 tarihlerinde 7.si düzenlenen, Türkiye’nin ilk ve tek polisiye edebiyat organizasyonu “Kara Hafta Festivali”, İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın desteğiyle düzenlenen etkinlik, yazar John le Carré temasını işledi. Festivalin ilk gününün misafirleri arasında gazeteci-yazar Murat Yetkin, son dönemde polisiye yazılarıyla göz önünde olan Tuna Kiremitçi ve korku-gerilim yazarı Işın Beril Tetik; ikinci günündeyse Dark İstanbul antolojisindeki hikâyeleriyle Armağan Tunaboylu, Ercan Akbay ve projenin başında yer alan Sami Dündar, Suat Duman ve Devrim Kunter, “Meçhule Giden Gemi” Podcast’in kurucuları Deniz Altunay ve Olcay Mağden Ünal, İstanbullularla buluştu. Ahmet Ümit’in komitesinde ve aynı zamanda konuk olarak yer aldığı, Yunan mitolojisi ile polisiye edebiyat arasındaki benzerliklerden bahsettiği, insanı içine çeken keyifli anlatımı, samimiyeti ve ilham dolu anektodlarıyla etkinliğin tüm oturumları ücretsiz gerçekleşti.

İstanbul’un Tarihe Tanıklık Eden Pastaneleri

 “İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan tatlı tarihi, Osmanlı Sarayı’nın baklavaları, sütlaçları, lokumlarından 19. yüzyılın ortalarında Pera’ya gelen bisküvi, tart, puding gibi pastane ürünlerine kadar çok geniş bir…

Daha Fazla Bilgi

İstanbul’un Gezi Durakları

İstanbul’un her mevsimi güzeldir ama baharı bir başka… Mor salkımların, erguvanların açtığı, mavinin ve yeşilin tüm şehre yayıldığı mevsimdir bahar. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türk…

Daha Fazla Bilgi

İletişime Geçin