Geçmişten Günümüze Dünyadan Ramazan Gelenekleri

Birliğin, dayanışmanın, paylaşmanın ve sevginin en yoğun duygularla hissedildiği Ramazan ayı, İslamiyet’in kabulü ile birlikte Türk kültür tarihinde de yerini almıştır.

En önemli geleneğinin ‘yardımlaşmak’ olduğu, ailelerin bir araya gelerek daha fazla zaman geçirdiği on bir ayın sultanı, birbirinden özel gelenekleri de  içinde barındırır. İşte onlardan bazıları…

 

Enfes Bir Ramazan Geleneği: Ramazan Pidesi

Ramazan Pidesi

Kalabalık iftar sofralarının güzide lezzeti Ramazan pidesinin asırlardır değişmeyen enfes kokusu, tam 500 yıldır Ramazan aylarının değişmez ve en önemli konuğu olmaya devam ediyor. 15. yüzyılda Anadolu’da yapılmaya başlanan Ramazan pidesi, Osmanlı mutfağının lezzet sırlarıyla günümüze kadar gelişerek ulaşmıştır.

Türk mutfağının dumanı üstünde tüten geleneği Ramazan pidesi; sokakları saran enfes kokusuyla geçmişten günümüze iftar sofralarının şenliği, Şehr-i Ramazan’ın ise adeta bir sembolü niteliğindedir. Osmanlı döneminden bu yana da iftara saatler kala fırınların önünde uzun kuyruklara ve heyecanlı bekleyişlere sahne olur.

 

Tatlı Bir Ramazan Lezzeti: Güllaç

Güllaç

Osmanlı saray mutfağının bir mirası olarak günümüze ulaşan Güllaç tatlısı, iftar sonrası hoş sohbetlerin vazgeçilmezi olarak yerini koruyor. Tatlının saray mutfaklarında yerini alma hikâyesi ise şöyle biliniyor: Güllaç keşfedilmeden önce Osmanlı’da halk, mısır nişastalarından yufkalar açar, kurumaya bırakır, kuruduktan sonra süt ve şekerle ıslatılarak yerdi. Daha sonra Kastamonulu Ali Usta, elinde kalan fazla yufkaları değerlendirmek için şeker ve gül suyu ile bir şerbet hazırladı ve bu şerbetle yufkaları ıslattı. Tatlı sarayda çok beğenilince de Kastamonulu Ali Usta’nın Osmanlı mutfağına bir armağanı olarak tarihe geçti.

Adını hazırlık aşamasında içerisine dahil edilen gül suyundan alan bu geleneksel Ramazan lezzeti; her yıl gerek evlerde, gerekse fırın ve pastanelerde tatlı hazırlıklara sahne oluyor.

 

En Eski Ramazan Geleneklerinden Biri: Mahya Kültürü

Mahya

Arapça’da “hayat” anlamına gelen mahya kültürünün geçmişi, Osmanlı dönemine dayanıyor. Asırlardır süregelen ve Türk kültür tarihine armağan olan mahya kültürü, Ramazan ayının başlaması ile iki cami minaresi arasına yazılan mesajlarla Ramazan gecelerinde şehirleri süslemeye devam ediyor.

Ustaları tarafından farklı tasarımlarla yazılan mahyalar; İslam diniyle ilgili anlamlı mesajlar vermeyi, insanları iyiliğe, doğruluğa yönlendirmeyi amaçlayan ışıklı yazılardan oluşuyor.

 

Osmanlı Saray Mutfağından Günümüze: Kalabalık İftar Sofraları

Kalabalık İftar Sofraları

En keyifli geleneklerden biri olan iftar ritüelleri, Osmanlı saraylarında iki vakte ayrılırdı. Ezan okununca birbirinden lezzeti iftariyelikler misafirlere sunulur, bu yiyecekler yenip ilk açlık hissi giderildikten sonra akşam namazı kılınır ve sonrasında lezzetiyle dillere destan olmuş iftar yemekleriyle donatılan sofraya geri dönülürdü.

Et yemeklerinden, böreklerden, tatlılardan oluşan ziyafete çorbayla başlanır; hem gözlere hem de damaklara hitap eden tatlar sofralara tüm ihtişamıyla konuk olurdu. Geçmişten günümüze Ramazan ayında aile bireylerini, dostları, akrabaları bir araya getiren; özlenen sohbetlerin yüzlerde gülümseme yarattığı neşeli iftar fasılları, Ramazan ayının vazgeçilmez gelenekleri arasında yerini korumaya devam ediyor.

 

Zamanın Işığında Gölge Oyunu: Hacivat Karagöz

Hacivat Karagöz

Asya kökenli olduğu bilinen, ortaoyunu ve meddah ile birlikte geleneksel Türk kültür tarihinin eskimeyen değerlerinden biri olan gölge oyunu Hacivat Karagöz; yüzyıllardır en değerli Ramazan eğlencelerinden biri olmuştur.

Taklit ve diyaloglara dayanan ve iki boyutlu tasvirlerin ışıklandırılmış beyaz perdeye yansıtılması ile oynatılan Karagöz ve Hacivat oyunlarında, Osmanlı döneminde yaşamış kitleleri temsil eden tiplere yer verilirken, farklı sosyal ve ekonomik sınıfların özellikleri işlenir. Hacivat Karagöz, mizahıyla güldürmeyi, toplumsal bilinç oluşturan mesajlarıyla düşündürmeyi başararak Ramazan gecelerinin olmazsa olmaz geleneklerinden biri olmuştur.

 

Dünyadan Ramazan Gelenekleri

On bir ayın sultanı Ramazan için kalplerde hissedilen huzur ve heyecan Müslümanlığı kabul etmiş tüm milletlerde ortak olsa da; gelenekler, kültürlere göre değişkenlik gösterebiliyor. İşte bu kıymetli geleneklerden bazıları…

 

Mısır’da Geleneksel Ramazan Işıltısı

Mısır’da Geleneksel Ramazan Işıltısı

Özellikle Mısır olmak üzere birçok Arap ülkesinde renkli kağıt süsleri ve Ramazan lambası olarak bilinen Fanus adındaki fenerler; tüm dükkanları, evleri, balkonları ve sokakları süslüyor. Mısır halkı için birlik ve beraberliği sembolize eden ve 969’lu yıllara dayanan bu gelenek, Ramazan’ın geldiğini müjdelerken yaklaşmakta olan bayramın neşesini de erkenden hissettiriyor.

Bu keyifli geleneği yaşatmanın yanı sıra oruçlarını sütle ıslatılmış hurma ile açan Mısır halkı, yemek yemeyi akşam namazından sonraya bırakıyor. Sahurda ise tok tutma özelliğiyle bilinen ve ezilmiş iç bakladan yapılan karın çivisi adlı yemek, hemen hemen her evin sofrasında yerini alıyor.

 

Yemen’de Süregelen Ramazan Geleneği

Yemen

Kaynak: https://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/yemende-erkeklerin-ramazan-gelenegi-surme

Ramazan ayını en özgün karşılayan ülkelerden biri olan Yemen’de erkekler, Hz. Muhammed’in sünnetlerinden biri olan sürme çekme geleneğini yüzyıllardır devam ettiriyor.

Ramazan ayının ilk gününde, öğlen namazından sonra cami avlusunda uzun kuyruklar oluşturan cemaat, gözlerine “Köhl” adı verilen sürmeden çektiriyor. Bu nedenle Ramazan ayında cami avlularında gönüllü olarak çalışan sürmecilere rastlamak mümkün.

Bununla birlikte bayrama hazırlık olarak evleri boyamak da Yemen halkının Ramazan geleneklerinden biri. Maddi imkânları yeterli olmayan halk ise duvarlarını yıkayıp temizleyerek bu geleneği sürdürüyor.

 

Endonezya’da Wayang Golek Geleneği ile Keyifli Ramazan Akşamları

Wayang Golek Geleneği

Ramazan ayını coşku ve neşeyle karşılayan Endonezya halkı, Wayang Golek adı verilen kukla tiyatrosu ile Ramazan gecelerini unutulmaz kılıyor. İftar yemeği sonrası halka açık alanlarda düzenlenen bu etkinlik, kültürümüzün en önemli köşe taşlarından biri olan Hacivat Karagöz Gölge Oyunu ile benzerlik gösteriyor. Geleneksel giysilerle giydirilen ve üç boyutlu figürlerden oluşan Wayang Golek kuklaları, kusursuz bir gösteri için oldukça detaylı bir şekilde ve rengârenk hazırlanıyor.

 

Kırgızistan’da Ca Ramazan Geleneği

Ca Ramazan Geleneği

Osmanlı’dan günümüze kadar gelen Ramazan davulu ile karşılık bulan gelenek, Kırgızistan’a ait Ca Ramazan geleneği olarak karşımıza çıkıyor. Ramazan ayının 15. gününde, gençler civardaki tüm evleri dolaşarak Ca Ramazan adı verilen maniler aracılığıyla niyet, dua ve dileklerini kültürlerine özgü müzik aletleri eşliğinde dile getiriyor. Manileri dinleyen ev sahipleri ise gençlere gönüllerince ikramlar sunarak bu anlamlı geleneğin birer parçası oluyor.

 

Yemek Kültürünün Geçmişten Günümüze Yolculuğu: Agatha Restaurant

Özlenen Ramazanları İstanbul’un tarihî, ikonik ve zamansız oteli Pera Palace Hotel’in büyüleyici atmosferinde yaşamaya ne dersiniz? Pera Palace Hotel’in gözde mekânı Agatha Restaurant; Türk mutfağına dair zengin ve eşsiz menülerini, Ramazan ayı boyunca enfes bir sunumla değerli misafirleriyle buluşturuyor.

Siz de sevdiklerinizle birlikte keyifli iftar akşamlarını Pera Palace Hotel’in nostaljik dokusuyla buluşturmak için Agatha Restaurant’ta yerinizi ayırtabilirsiniz. Sağlıklı ve huzur dolu bir Ramazan ayı dileriz…

Adres: Pera Palace Hotel, Meşrutiyet Cad. No: 52, Tepebaşı, Beyoğlu

İstanbul’un Tarihe Tanıklık Eden Pastaneleri

 “İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan tatlı tarihi, Osmanlı Sarayı’nın baklavaları, sütlaçları, lokumlarından 19. yüzyılın ortalarında Pera’ya gelen bisküvi, tart, puding gibi pastane ürünlerine kadar çok geniş bir…

Daha Fazla Bilgi

İstanbul’un Gezi Durakları

İstanbul’un her mevsimi güzeldir ama baharı bir başka… Mor salkımların, erguvanların açtığı, mavinin ve yeşilin tüm şehre yayıldığı mevsimdir bahar. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türk…

Daha Fazla Bilgi

İletişime Geçin