5 Çayı Kültürü ve Geçmişi

İngiltere’nin dünyaca bilinen bir özelliği olarak bilinen 5 çayı ritüeli aslında çok da eskilere dayanmıyor. Çin ve Uzak Doğu coğrafyasında M.Ö 3. asra dayanan çay kültürü, İngiltere tarafından 17. asırda keşfedilmiştir.

 

Çayın İngiltere’ye Gelişi

17. asırda keşif ve sanayileşmeyle birlikte dünyaya açılan İngiltere; Uzakdoğu halkları ve onların kültürleriyle de etkileşim haline girer. Bu zamanlarda çayla daha yeni yeni tanışan İngilizler yoğun ısrarla Çin ile çay ticaretine girişir. Ticaret anlaşmasında istekli olan tarafın İngilizler olması ve çayın dünyanın başka yerlerinde yetişmiyor olması, Çin’i avantajlı hale getirmiştir. Çin anlaşmayı çay karşılığında gümüş ve altın almak koşuluyla kabul eder.
Bir süre gümüş ve altın karşılığında alınan çay, İngiltere’de kahvehanelerde satılıyor olsa da fazla popülerlik kazanamaz ve yoğunlukla hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu durumda elbette çayın çok yüksek fiyattan alınıyor ve satılıyor olması da etkilidir. Çin’den ancak gümüş ve altın karşılığında alınan çay, İngiliz kahvehanelerinde de yüksek meblağdan satışa sunulur. Bu nedenle günlük yaşamın bir parçası olamayacak kadar pahalı bulunur.
Ülke doktorlarının yeni tanıştığı bitki aynı zamanda tıp dünyasını da ikiye böler. Kimi doktorlar çayın şifalı bir bitki olduğunu, kimileri ise zehirli ve uzak durulması gereken bir bitki olduğunu ileri sürer.

 

Hindistan’da Çay

Çin’den alınan çayın İngiltere’ye pahalıya mal olması, yeni arayışları beraberinde getirir. Daha fazla altın ve gümüş kaybetmek istemeyen İngiltere, botanikçilerini Çin’e gönderir ve orada çay bitkisinin yetiştiriciliği hakkında detaylı bilgiler edinir. Daha sonra çay yetiştiriciliği için İngiltere sömürgesinde olan Hindistan uygun bulunur ve Seylan bölgesinde çay yetiştiriciliği yapılmaya başlanır. Amaç daha düşük maliyetlerle çay tüketebilmektir.
Hindistan’da yetiştirilen çay İngiltere’de daha hızlı bir şekilde yayılır çünkü çay erişilebilir bir fiyattan İngiliz halkına sunulur olmuştur. Zamanla İngiltere, kendi topraklarında çay yetiştirmediği halde en çok çay tüketen ülkelerden biri olacaktır.
Çay öncesinde sıklıkla alkol tüketen İngiliz halkının çaya gösterdiği rağbetin bir sebebi de gün içerisindeki alkol kullanımını düşürmek ve daha dinç hissetmektir. Çayın rağbet görmesi ve alkol tüketiminin azalması en çok da alkollü içecek üreticileri rahatsız etmiştir.

 

İngiltere’de 5 Çayı

İngiltere’de çayın bir kültür ve şölen haline gelmesi, çayın İngiltere Sarayı’nda yer bulmasıyla ilgilidir. Öyküsü de şöyledir:
19. yüzyılda İngiltere’de yemek kültürü iki öğünden oluşmaktadır. Sabah kahvaltısı ve görkemli bir akşam yemeği olmak üzere günde iki öğün tüketilir. Bu alışkanlık en çok saray ve çevresi tarafından kabul görmektedir. Akşamın geç saatlerine kadar süren iki öğün arası fazlasıyla uzundur. İngiltere Düşesi Anna bu uzun arayı akşam 5 civarında tükettiği çay ve kurabiyeyle telafi eder.
Zamanla düşesin ritüeli haline gelen 5 çayı ilk olarak saray erkanı ve aristokratlar tarafından benimsenir. Kısa zamanda 5 çayı iki öğün arasında yapılan bir atıştırma olmaktan çıkar ve soylular arasında yapılan bir sosyal organizasyon haline gelir.

Öyle ki 5 çayı daveti hem içten hem resmi bir davet olarak kabul edilir ve soyluluğa yakışır şekilde gerçekleştirilir. Şık giyinmek, ipek eldivenler takmak 5 çayına katılmanın bir zorunluluğudur ve özel porselenlerde süt eşliğinde ikram edilen çay zarafetle içilmelidir. Çayın yanına sunulan kurabiye ve tatlılar şık bir şekilde sunulur. Ayrıca davetlilerin atıştırmalıkları bitirmesi de bir yükümlülüktür. Bu kurallara dayalı şölen kısa zamanda İngiliz halkı tarafından da kabul görür ve çay ülkenin olmazsa olmazı haline gelir.

 

5 Çayı Ritüelinin Kuralları

İngiltere’de 5 çayı ikiye ayrılmış durumdadır. Bunlardan biri “alçak çay keyfi” diğeri ise “yüksek çay keyfi”dir.
Yüksek çay keyfi, yüksek ayaklı yemek masasında yapılan bir erken akşam yemeği şeklindedir. Bu ritüeldeki yiyecekler daha doyurucudur ve bir yemek öğünü kadar kıymet görür. Alçak çay keyfi ise alçak masalarda saat 5’e kadar yapılan çay partisi şeklindedir. İki ritüelde de görgü kuralları benzerlik gösterir ve aşağıda belirttiğimiz gibidir:
● Çay mutlaka süt ile birlikte ikram edilmelidir. Bunun sebebi Seylan bölgesinde yetişen çayların acı olması ve içimi yumuşatmak için süte ihtiyaç duyulmasıdır.
● Çay porselen fincanda ikram edilir ve zarifçe, küçük yudumlar halinde içilmelidir.
● 5 çayı servisi ev sahibi ya da servis görevlisi tarafından yapılmalıdır.
● Ritüelin amacı çay içmekten ziyade keyifle sohbet etmektir ve servis esnasında sohbet bölünmemelidir.
● Ağır yiyecekler değil, hafif atıştırmalıklar sunulmalıdır.
● Atıştırmalıklar çatal bıçak gerektirmeyecek ve elle yenilebilecek şekilde seçilmelidir.
● Misafir ona sunulan yiyecekleri tüketmelidir, aksi halde bir sonraki çay partisine davet edilmeyebilir.
● Sallama çay ve özensiz sunum misafire hakaret olarak kabul edilir.
● Şeker, süt ve atıştırmalıklar tıpkı çay gibi porselenlerde ayrı ayrı sunulmalıdır.
● Yemek gibi sohbette de görgü kurallarına uyulmalı, misafirler ve ev sahibi arasındaki saygı çizgisi aşılmamalıdır.

127 yıldır İstanbul’un en etkileyici manzarasına ev sahipliği yapan Pera Palace, aynı zamanda bu güzel şehirde ilk çay saatlerinin de yapıldığı yerdir. Kubbesinden süzülen gün ışığı ile misafirlerini karşılayan The Kubbeli Lounge’da, keyifli piyano ezgileri eşliğinde geleneksel 5 Çayı kültürünü yaşayabilirsiniz.

İstanbul’un Tarihe Tanıklık Eden Pastaneleri

 “İstanbul’dan Anadolu’ya uzanan tatlı tarihi, Osmanlı Sarayı’nın baklavaları, sütlaçları, lokumlarından 19. yüzyılın ortalarında Pera’ya gelen bisküvi, tart, puding gibi pastane ürünlerine kadar çok geniş bir…

Daha Fazla Bilgi

İstanbul’un Gezi Durakları

İstanbul’un her mevsimi güzeldir ama baharı bir başka… Mor salkımların, erguvanların açtığı, mavinin ve yeşilin tüm şehre yayıldığı mevsimdir bahar. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Türk…

Daha Fazla Bilgi

İletişime Geçin