X-ist’ten Bir Pera Palace Sergisi “Do Not Disturb”

Bir Pera Palace sergisi Please Do Not Disturb, İstanbul’un belleğinde özel bir yere sahip Pera Palace Hotel’i bu kez bir konaklama yeri olmanın ötesine taşıyor ve sanatı kullanarak geçmişle bugünün arasında güçlü bir diyalog kuruyor. Bu sergi, sanatseverleri mekânın hatıralarına, odaların tanıklık ettiği hikâyelere ve sanatçıların bu hafızayla kurduğu özgün ilişkilere davet eden sembolik bir eşik olarak karşımıza çıkıyor. x-ist Sanat Galerisi’nde gerçekleşen sergi, Pera Palace Hotel’in tarihsel kimliğini merkezine alıp farklı disiplinlerden sanatçıların yorumlarını bir araya getiriyor.

Please Do Not Disturb: Bir Mekânın Hafızasına Açılan Kapı

Pera Palace Hotel açıldığı günden bu yana sanatçılara, yazarlara, devlet adamlarına ve gezginlere ev sahipliği yapmış, bu karşılaşmalarla, her odası farklı anlatılar ile örülü çok katmanlı bir kültürel hafıza mekanı haline gelmiştir. Serginin çıkış noktası da tam olarak bu hafıza! Agatha Christie’nin ünlü 411 numaralı odası, yazarın Doğu Ekspresinde Cinayet romanını kaleme aldığı yer olarak biliniyor. Sergi kapsamında bu oda, gizem ve kurgu kavramlarıyla yeniden düşünülürken Ansen’in “Agatha and Hercules” adlı eseri Christie’nin yarattığı evreni görsel bir anlatıya dönüştürüyor.

Benzer şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kaldığı 101 numaralı oda, serginin en güçlü duraklarından birine ilham vermiş. Tayfun Gülnar’ın “101 Numaralı Odada Atatürk (Atatürk in Room 101)” adlı yağlı boya çalışması tarihsel bir figürü anıtsal bir portre olmanın ötesinde mekânla kurduğu kişisel bağ üzerinden ele alıyor. Aynı sanatçının “201 Numaralı Oda (Room 201)” adlı eseriyse otelin farklı bir odasını sessiz ama derin bir atmosferle resmederek görünmez hikâyelere işaret ediyor.

Tek Bir Hikâye Değil, Çok Sesli Bir Anlatı

Sergi, tek bir anlatıya yaslanmak yerine farklı bakış açılarını yan yana getirerek çok sesli bir yapı kuruyor. Ansen’in “No Vacancy” adlı çalışması, Hitchcock’un The Birds filminden aşina olduğumuz kuş imgesini Pera Palace’ın tarihsel atmosferiyle buluşturup; mekanı, farklı anltıların kesiştiği bir karşılaşma alanı olarak yeniden düşünmeye açıyor. Burak Dak’ın kâğıt üzerine yaptığı “Dear Pig” adlı çok katmanlı çalışması, Winston Churchill’I Osmanlı’nın son dönemleri ile modern dünyanın kesişimi noktasında, siyasi ironi ve tarihsel kırılmalarla yüklü eleştirel bir figür olarak yeniden düşündürüyor. Gülin Hayat Topdemir’in “Greta Wakeful In The Night” adlı yağlı boya eseri, sinemanın efsane ismi Greta Garbo’yu gecenin sessizliğinde, içe dönük ve mesafeli varoluşuyla ele alıyor. Sefa Karakuş ise Hidden Charlot’ta Charlie Chaplin’i doğrudan temsil etmek yerine, ona ait izler üzerinden rivayet ve bellek arasındaki boşluğu görünür kılıyor.

Resimden Dijitale: Disiplinler Arası Bir Buluşma

“Please Do Not Disturb” yalnızca klasik resimle sınırlı kalmayan disiplinler arası bir sergi. Merve Atılgan’ın dijital, pastel ve boncuk gibi farklı malzemeleri bir araya getirdiği “Cool Earth” ve “Mata Hari” adlı eserleri tarihsel figürleri çağdaş tekniklerle yeniden yorumluyor.

Murat Palta, Osmanlı minyatür geleneğini çağdaş bir yorumla birleştirerek Karl Lagerfeld’i Pera Palace’ta kurgulanan hayali bir defile sahnesi içinde, ironi ve mekânsal bellek üzerinden yeniden ele alıyor.

Burcu Urgut’un Pierre Loti’ye atıfta bulunan akrilik mürekkeple üretilmiş çalışmasıysa edebiyat, mekân ve resim arasında kurduğu bağla serginin anlatı katmanlarını derinleştiriyor. Farklı tekniklerin ve disiplinlerin yan yana gelişi serginin zamansal ve biçimsel sınırlarını genişletecek çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

Pera Palace Hotel’de Tarihin ve Sanatın Buluşması “Please Do Not Disturb”

Sanatın ve tarihin âdeta temsilcisi olan Pera Palace Hotel, bu kez farklı ve eşsiz bir sergiye ilham oluyor. “Please Do Not Disturb – Bir Pera Palace Sergisi”, otelin tarihî odalarını çağdaş sanatın anlatı alanına dönüştürüyor. Sanatın sessiz ama güçlü diliyle ilerleyen sergi, Pera Palace Hotel’in tanıklık ettiği hikâyeleri görünür kılıyor.

25 Aralık 2025 Perşembe günü gerçekleşen açılışla kapılarını açan sergi, 24 Ocak 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilir. Farklı disiplinlerden sanatçıların yağlı boyadan dijitale uzanan üretimleri, sanatseverlere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Her eser ve her detay Pera Palace Hotel’in çok katmanlı belleğini çağdaş bir bakışla yeniden okumaya imkân tanıyor. Bu deneyimin parçası olmak için  x-ist Sanat Galerisi’ni ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’un Tarihi Kulelerinde Kültürel Sürdürülebilirlik Yolculuğu

Bir şehrin tarihi yalnızca mimari eserlerin varlığıyla değil, o eserlerin temsil ettiği değerlerin korunmasıyla ve geleceğe aktarılmasıyla da anlam kazanır. İstanbul’un tarihî kuleleri bu aktarımın…

Daha Fazla Bilgi

Klasik Ezgilerin Zarif Uyanışı: Pera Palace Hotel’de Sabah Konserleri

İnsanın ruhunun en derin noktalarına uzanabilen ve evrensel bir duygudaşlık yaratan klasik müziğin kökeni yüzyıllar öncesine dayanıyor. Batı müziğinin önemli dallarından biri olarak kimi zaman görkemli bir konser…

Daha Fazla Bilgi

İletişime Geçin