Şehrin Sessiz Tanıkları: İstanbul’daki Anıtlar
Tarihin sessiz tanıkları olan anıtlar, bulundukları şehrin hafızasını taşır. Her biri döneminin kültürünü, ruhunu ve estetik anlayışını yansıtarak geçmişle bugünün arasında bir köprü kurar. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul’daysa bu anıtlara bir köşe başında veya bir meydanda rastlayabilirsiniz. Şehrin dört bir yanındaki anıtlar, birer mimari eser olmanın ötesinde İstanbul’un Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine kadar yaşayan bir tarih olduğunun kanıtı gibidir. Gelin, İstanbul’da bulunan bazı özel anıtlara yakından bakalım.
Taksim Cumhuriyet Anıtı

Beyoğlu’nun kalbi Taksim Meydanı’nda bulunan Cumhuriyet Anıtı, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından tasarlanmış ve 1928’de açılmıştır. Cumhuriyet’in simgelerinden biri olacak bu anıt için özel bir komisyon kurulmuş, bu komisyon heykelin Canonica’ya yaptırılmasına karar vermiştir. Eser yaklaşık 2,5 senede tamamlamış ve Roma’dan gemilerle parçalar hâlinde İstanbul’a taşınmıştır.
11 metre yüksekliğindeki anıtın bir yüzü Kurtuluş Savaşı’nı, diğer yüzü Cumhuriyet Türkiye’sini temsil eder. Anıtın kuzey cephesinde Mustafa Kemal Atatürk askerlerinin yanında cephede betimlenirken diğer cephede modern kıyafetler içinde halkın arasındadır. Atatürk’ün yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Sovyet generalleri Mihail Frunze ile Kliment Voroşilov yer alır.
İstanbul’un en hareketli ve en sembolik noktalarından birinde yükselen Cumhuriyet Anıtı, bugün de ulusal hafızanın somut bir yansıması gibi. Birçok anma törenine ve millî kutlamalara ev sahipliği yaparak tarihî ve sosyal yaşamın merkezinde konumlanmaya devam ediyor.
Dikilitaş (Theodosius Dikilitaşı)

İstanbul’un en turistik yerlerinden olan Sultanahmet’te bulunan Dikilitaş, Antik Mısır’dan günümüze uzanan etkileyici bir geçmişe sahip. MÖ 15. yüzyılda Mısır firavunu III. Thutmose tarafından yaptırılan taş, ilk olarak Mısır’daki Karnak Tapınağı’nda kullanılmış. Daha sonra MS 357 yılında II. Constantius tarafından tahta çıkışının yıl dönümünü kutlamak için Nil Nehri üzerinden İskenderiye şehrine getirtilmiş. Son olarak Roma imparatoru I. Theodosius’un emriyle MS 390 yılında deniz yoluyla İstanbul’a taşınmış.
Kırmızı granitten yapılan ve şimdiki yüksekliği 19 metre olan anıt, mermer bir kaidenin üzerindedir. Kaidenin dört yüzünde Theodosius ve ailesi at yarışı izlerken görülür. Diğer yüzeylerde imparatorun ve iki oğlunun betimlemelerinin yanı sıra Rumca ve Latince metinler yer alır.
Eski İstanbul halkı taşa mistik anlamlar yüklemiş, taşın şehri doğal afetlerden ve savaşlardan koruduğuna inanmıştır. Antik Mısır’dan Roma’ya, oradan da İstanbul’a uzanan binlerce yıllık öyküsüyle Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı’nda sanki daha dün dikilmiş gibi durur ve ziyaretçilerin ilgisini çeker.
Âbide-i Hürriyet Anıtı
Şişli ile Harbiye’nin arasındaki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nde yer alan Âbide-i Hürriyet Anıtı, 31 Mart Vakası’nda hayatını kaybedenlerin anısına dikilmiştir. Osmanlı döneminde yapılan ilk ulusal anıt olma özelliğini taşıyan eser, 1909-1911 yılları arasında inşa edilmiştir.
31 Mart Vakası’nda şehit düşen 71 askerin mezarının bulunduğu tepeye bir anıt yapılmaya karar verilmiştir. Anıtın üst bölümü havaya çevrilmiş top namlusu şeklindeyken alt kısmı mezar formunda tasarlanmıştır. Muzaffer Bey tarafından tasarlanan anıtın açılışı Meşrutiyet’in üçüncü yıl dönümü olan 23 Temmuz 1911’de yapılmıştır. Zamanla pek çok İttihat ve Terakki mensubunun mezarının da buraya taşınmasıyla siyasi tarihin canlı bir hafızası hâline gelmiştir.
Çemberlitaş

Tarihî Yarımada’da yer alan Çemberlitaş, Roma İmparatoru I. Konstantin’in emriyle Apollon Tapınağı’ndan sökülerek 330 yılında bugünkü konumuna diktirilmiştir. Yanık Sütun veya Konstantin Sütunu olarak da bilinen anıt, her biri yaklaşık 3 ton ağırlığındaki 8 taş bloğun üst üste konulmasıyla oluşmuştur. İmparatorun gücünü ve kudretini simgeleyen bu sütunun orijinalinde en üstte Apollon’un heykeli bulunurken daha sonra İmparator Konstantin buraya kendi heykelinin yerleştirilmesini istemiştir.
Yüzyıllar boyunca birçok yıkım, savaş ve felaket gören Çemberlitaş, farklı dönemlerle restore edilmiştir. Osmanlı döneminde padişahların emriyle onarılmış ve demir kasnaklarla güçlendirilerek bugünkü görünümünü kazanmıştır. Binlerce yıllık geçmişiyle bugün hâlâ tarihin bir diğer sessiz tanığı olarak Beyazıt Meydanı’nda yükselir.
Alman Çeşmesi

Sultanahmet Meydanı’nda yer alan Alman Çeşmesi, Almanya İmparatoru II. Wilhelm’in II. Abdülhamid’e armağanı olarak yaptırılmıştır. Alman imparatorun İstanbul’a ziyaretinin bir hatırası olarak hazırlanan bu anıtsal çeşme aynı zamanda iki ülkenin arasındaki dostluğu da simgeler.
1901 yılında açılan çeşmenin tüm mimari unsurları Almanya’da hazırlanmış ve İstanbul’da birleştirilmiştir. Sekizgen planlı yapıya ve geniş koyu yeşil bir kubbeye sahip çeşmenin üzerinde II. Abdülhamid’in tuğrası, II. Wilhelm’i temsilen “W” harfi ve Romen rakamlarıyla 2 sayısı (II) bulunur.
Almanya’dan çeşmenin açılışı için gelen heyet üyeleri Pera Palace Hotel’de ağırlanmış ve burada onlar adına ziyafetler düzenlenmiştir. Siyasi bir armağan niteliği taşıyan çeşme, hizmete açıldığı günden beri İstanbul’un tarihine yakından tanıklık ediyor.
Ayrıca bu yazılarımızda ilginizi çekebilir:
Taşın Ruhu: Gotik Mimarinin Ülkemize ve Dünyaya Yansımaları
İstanbul’un Hayranlık Uyandıran Kültür Rotaları
Tarihin Sessiz Tanığı: İstiklal Caddesi’ndeki Gizli Tünelin Hikâyesi


